Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[İnceleme] Star Trek: Sonsuzluk

Haberiniz vardır, geçenlerde Star Trek: Sonsuzluk filmi için küçük bir ön gösterim etkinliği düzenledik. Filmin 26 Ağustos’da vizyona girdiğini düşünürsek, bir inceleme yazısının zamanı geldi bence. Niye bu kadar bekledin derseniz, biliyorsunuz ağızımızı, parmağımızı tutamıyoruz. Spoilerlar havada uçuşuyor, en azından ilk hafta sonu sizleri etkilemeyelim dedik.

Neyse, gelelim Star Trek: Sonsuzluk filmine.

 

SPOİLER!!!!

Star_Trek_Beyond_Character_1_Sheet_Turkey_Kirk

Star Trek: Beyond, her şeyden önce tek başına keyifli bir film. Bir önce ki filmde hangi kelimelere vurgu yapmak isteyeceğinize bağlı olarak çok farklı yorumlara açık. Ben size mümkün olduğu kadar kısa bir şekilde olası iki farklı yorumumu sunmaya çalışacağım çünkü eminim kısa tutmaya gayret etmezsem sonsuzluğa uzanan bir yazı olacaktır.

Öncelikle “keyifli film” bakış açısını sunayım. Star Trek: Sonsuzluk, 2009 yılında başlayan yeni serisinin üçüncü filmi ve daha önceki filmlerden farklı olarak Justin Lin tarafından yönetildi. Hızlı ve Öfkeli serisinin yönetmeni olan Justin Linden beklenecek aksiyon sahneleri ile serinin daha önceki filmlerinden alışmış olduğumuz espri anlayışı daha da yaygın bir halde kullanılmış.

Görsellik anlamında filmin ilk yarısındaki aşırı karanlık sahneleri ve o sahnelerde iğne gibi gözümüze batırılan flashlar neredeyse J. J. Abrams’ın mercek yansıma efektlerini aratır derecede ama sanırım Atılgan’a kozmik sörf yaptırmak da Justin Lin dışında başka hiçbir yönetmenin aklına gelmezdi.

Film birkaç unsuru dışında kendisini serinin bir parçası olarak görmüyor gibi. Büyük Elçi Spock’un ölümü, Uhura ile Spock’un ayrılması dışındaki olaylarda önceki filmleri izlememiş olmak izleyiciye bir şey kaybettirmiyor. Büyük ihtimalle ticari beklentisi olan bir seride yeni kullanıcının kendini yabancı hissetmemesi çok önemli ve amaçlanan buysa, amaçlarına ulaştıkları söylenebilir.

Left to right: Deep Roy plays Keenser and Simon Pegg plays Scotty in Star Trek Beyond from Paramount Pictures, Skydance, Bad Robot, Sneaky Shark and Perfect Storm Entertainment

Left to right: Deep Roy plays Keenser and Simon Pegg plays Scotty in Star Trek Beyond from Paramount Pictures, Skydance, Bad Robot, Sneaky Shark and Perfect Storm Entertainment

Filmin keyifli bir popcorn filmi olduğuna şüphe yok. Fakat yukarıda bahsettiğim her şey, filmin bir Star Trek sever için değil genel izleyici için yaratmış olduğu şeyler ve işte burada memnuniyetsizliklerim başlıyor.

Bir Star Trek filmi bence her şeyden önce Star Trek serisini seven ve bu seriyi önem veren izleyiciler göz önünde bulundurularak yapılıyor olmalı. Evet gerçekten böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Biliyorum filmin hakları onlarda o hakla istedikleri şeyi yaparlar. Fakat benim değinmek istediğim nokta, Star Trek veya herhangi başka bir popüler, oluşmuş ve sürdürülebilen hazır tüketici kitlesi olan sınai hakların, konseptlerin ve markaların değeri bilinirlik ve az önce bahsettiğim oluşmuş ve sürdürülebilen hazır tüketici kitlesinden geliyor.

Kısaca malı alacak adamı hazır olan bir konsept ile ürün üretiyorsun. Bu alışverişin mantıklı bir etkileşim olması bir, alıcının az çok alacağı şeyi biliyor olması ve satıcının alıcının ne istediğini az çok bilesiyle, iki, birinci maddedeki temel anlaşmanın üstüne satıcının alıcıyı memnun etmek için üstüne koyacağı yenilikler ve olası yeni alıcılar için ürün kapsamını biraz da genelleştirmeye dayalı olmalı.

Etkileşimin temeli buysa, alıcının da satıcının da ürünü nasıl tanımladığına karar vermek gerekiyor ki bence benim ve yapımcıların en büyük fikir ayrımımız işte burada.

Benim için Star Trek’i Star Trek yapan şey, iki madde ile özetlenebilir.

  • Görevi: Its continuing mission: to explore strange new worlds, to seek out new life and new civilizations, to boldly go where no one has gone before.
    • Yeni dünyalar keşfetmek, yeni hayat ve medeniyetler aramak ve daha önce kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitmek.
  • Temel Kural (Prime Directive): No identification of self or mission. No interference with the social development of said planet. No references to space or the fact that there are other worlds or civilizations.
    • (uzay yolculuğu yapacak medeniyet seviyesine gelmemiş medeniyetler için) Kendini veya görevini açıklamamak. Gezegenin sosyal gelişimini etkileyecek herhangi bir etkileşimde bulunmamak. Uzay, uzayda bulunan diğer dünyalardan ve medeniyetlerden bahsetmemek.

Fakat yapımcıların gözünde Star Trek, “7 kişinin (Kirk, Bones, Spock, Scotty, Sulu, Uhura, Chekov) Atılgan adlı uzay gemisindeki maceraları”ndan ibaret sanırım.

Şimdi alıcı ve satıcı kavramlarını ve beklenen veya olması gerektiğini düşündüğüm etkileşimin temellerini tanımladığıma göre Star Trek: Sonsuzluk filminin bu kurallar çerçevesinde beklentimizi ne kadar karşıladığına bakalım.

Uzayda ışıktan hızlı yolculuk edebilen ve gezegenler arası bir federasyonun temsilcisi olan bir öncü geminin uzayın keşfedilmemiş alanlarına gitmesi, yeni medeniyetler keşfetmesi ve bu medeniyetlerle bizim ideal medeniyet kavramımız çerçevesinde etkileşime geçmesi, aslında benim ve benim gibi bilim kurgu severlere hitap eden kısmı. Uzay yolculukları ile ilgili tüm hipotezlerimizi ve hayallerimizi kurgusal ortamda canlandıran bir platformdu Star Trek.

Left to right: Simon Pegg plays Scotty, Sofia Boutella plays Jaylah and Chris Pine plays Kirk in Star Trek Beyond from Paramount Pictures, Skydance, Bad Robot, Sneaky Shark and Perfect Storm Entertainment

Left to right: Simon Pegg plays Scotty, Sofia Boutella plays Jaylah and Chris Pine plays Kirk in Star Trek Beyond from Paramount Pictures, Skydance, Bad Robot, Sneaky Shark and Perfect Storm Entertainment

Daha önceki filmlerde de yukarda bahsettiğim temel beklentiler karşılanmadı ama ilk filmde dedim ki, “ekip toplama ve tanıştırma filmi bu orijinal evreni az da olsa değiştirmeleri gerekiyor sonuçta” dedim ve geçtim. İkinci film için çok bir bahane uyduramadım ama en azından Federasyonun geçmişi olan ve aslında kompleks bir mekanizmaya sahip olan bir yönetim birimi olduğu az çok gösterildi (ve Klingon gördük). 3.film için ümitlendik. Roberto Orcci yönetecekti zaten Star Wars’cu olan J.J.’in Star Trek yönetiyor olmasına karşı tek gerçek savunmamız trekkie olan Orcci idi. Fakat olmadı yönetmen koltuğuna Justin Lin’i getirdiler. Hala ümitliydim çünkü 2. Filmin sonunda nihayet Atılgan 5 yıllık keşif görevine başlamıştı Simon Pegg yazarlardan biri olacaktı.geekstra_startrek beyond (1)Yeni uzaylılar, yeni medeniyetler, imkansız durumların idealist felsefi kurallar nedeniyle daha da çıkmaza girdiğine şahit olacaktık ve Atılgan ekibinin her şeye rağmen ideal ve prensiplerinden ödün vermeden alınların akıyla olayların üstesinden gelişini izleyecektik.

I-ıh… Filmde yeni medeniyetlerden ve keşiflerden sıkılmış bir Kirk bizi karşılıyor. Adam gezmekten o kadar sıkılmış ki sürekli İnception halinde olan bir üsse yerleşeyim bürokrat olayım istiyor.

Spock’un derdi ırkının geleceği için “bir Vulkanlı ile mi çiftleşsem yoksa sevdiceğim Dünyalı ile yola devam mı etsem.”

Yeni uzaylılar gördük ama onları insandan farklı kılan fiziksel görüntüleri dışında nereleri uzaylı belli değil, zaten baş kötü uzaylı, bir uzaylı bile değil.geekstra_krallKrall’ın Federasyon ile derdi ne belli değil, karakterin motivasyonu ve gelişim süreci şöyle

  • ben askerdim
  • federasyon kuruldu işsiz kalmayayım diye kaptanlık verdiler
  • insanlık barış içinde zayıf düşüyor, savaş insanı güçlü kılıyor
  • bak ben bu uzaylılar başımıza dert olacak demiştim
  • ben ve mürettebatım mahsur kaldık
  • mahsur kaldım Federasyon yardımıma gelmedi
  • Federasyon! Cosmos senin belanı verecek vermese de ben vereceğim!
  • ben uzaylıları sevmiyorum ama ardık federasyondan daha çok nefret ediyorum
  • o yüzden uzaylıya dönüşeceğim ve hepinizi yok edeceğim

Bu, son 3 filmde mantık ve şuurunu yitirmiş üçüncü intikamcı kötü adamımız. Yetmez, madencilik ekipmanı ile federasyona dalan ikinci kötü adamımız.

Neticede ortamın uzay olması dışında ve karakterlerin Star Trek serisindeki baş karakterleriyle adaş olmaları dışında Star Trek’e dair yine çok fazla bir içeriği olmayan bir uzay-aksiyon filmi…

İşin daha da üzücü kısmı, bu kadar insan öldükten sonra Kirk’ın bir Atılganı daha hurdacıya teslim edip yeni bir gemiyle “Bak şimdi gaza geldim bak ne maceralar yaşayacağız” diyerek filmin bitmesi. Kendi dahil tüm mürettebatının hayatı tehlikede değilse hayatına anlam veremeyen bir Kirk bu şekilde mi babasının gölgesinden çıkacak?

Toparlamam gerekirse alaycı eleştirilerim bir yana (bu rantın büyük bir kısmını eğlence faktörü için yaptığımı anlatmama gerek yok herhalde), olmasını istediğim bir Star Trek değildi. Star Trek parodisi bir aksiyon filmiydi ama “olması gerektiğini düşündüğüm…” gibi bir standarda göre filmi değerlendirmeyecekler için gayet eğlenceli bir film olabilir.

Bu arada tüm film boyunca Anton Yelchin’i gördükçe kalbim burkuldu “bu adam artık yok” deyip durdum. Belki keyfimi kaçıran şeylerden biri de buydu.

Filmle ilgili sizin düşünceleriniz ve yorumlarınız nedir? Paylaşın gençler, paylaşmak güzeldir!

Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza bekleriz.
TwitterYoutube ve Google + hesaplarımızdan da bizleri takip ediniz, Seviniz bizi!
Bu arada dost sitemiz Paralel Evren Çizgi Roman Dükkanına da göz atın!


Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Devamını oku:
Chuck Palahniuk’un Lullaby Filmi için Kickstarter Kampanyası

Bu kampanyadan biraz geç haberimiz olduğundan kampanyanın sonuna yetişebildik fakat. Kampanya hedeflediği desteği almış gibi...

Karl Urban Pasific Rim 2’de Mi?

Pasific Rim 2 diye ağladık ağladık ve nihayet film çekiliyor. Şimdi silinmiş olsa da Pacific...

Kapat