Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

Doctor Who 10×01 – Time And Relative Dimension In Space

tmp_2728-maxresdefault-435485340

Ohhh bee! Özlem bitti be! Doctor Who 10. sezon 1. bölümüyle, yeni companionıyla, yeni müzikleriyle geri döndü, ne de güzel döndü! Şimdiden uyaralım da siteyi favorileriniz arasından çıkarmak zorunda kalmayın!

Aşağısı ALAYINA SPOILER!

Bölüm boyunca neredeyse her an şunu aklımdan geçirdim: Ya biz The Doctor’ı ne kadar özlemişiz ya? Bakınız Doctor Who’yu demiyorum The Doctor’ı diyorum. Özellikle son iki sezon boyunca ne kadar oyunculuk şöleni içeren sahneleri olsa da ne kadar benim favori doktorum olsa da bir türlü bize The Doctor izletmeyi süreğen bir şekilde başaramamış bir Peter Capaldi vardı! Ancak sorun onda değildi. Sorun aşağıya bölüm değerlendirmesine agresif bir şekilde giriş yapmama neden olacak iki paragrafı yazmama sebep olan şeydi: Companiondı.

The Doctor 60 yıla yakın dayanan tarihçesinde sürekli yanında onun yalnızlığını gideren, onun egosunun açlığını doyurmasını sağlayan bir companiona sahip olmuştur, o companion seyircinin ekrandaki elçisi, The Doctor’ın yanındaki yoldaşı olmuştur. Seyirci The Doctor’a sormak istediklerini sürekli o companion üzerinden sormuştur, olayların akışını companion ile doğrusal orantıda çözmüştür. Her zaman companion olay akışı ile ilgili ne biliyorsa seyirci de olayın akışıyla ilgili sadece o bilgiye sahip olmuştur. The Doctor şovun yıldızıysa, companion da şovun onulmaz seyircisi olmuştur.geekstra_doctor who s10Son üç sezon biz Clara Oswald adında bir vaka izledik. Ekran hayatına wi-fi şifresi dahi giremeyen bir companion olarak başlayıp, ardından TARDIS’in anahtarlarını cehennem kuyusuna atabilecek The Doctor üstü bir bir şeye dönüştü. En sonunda da kendi ismini bir noktada The Doctor’ın önüne yazdırmayı başardı! -Tutup da bana “Ama o The Impossible Girl!” demeyin. Yemezler!- O ne seyircinin ekrandaki elçisi olabildi ne de The Doctor’ın yoldaşı olabildi. Kendisini ekranda gördüğümüz her an dizinin gidişatını ve bir companionın hem The Doctor’ın hem de seyircinin gözünde ne anlama geldiğini sorguladık. Diziye her saniye zarar verdi. Neyse ki en sonunda Moffat’tan kıyaklı bir şekilde kendi TARDIS’iyle beraber bu acılı yolculuğa bir son verdi. Artık bitirelim şu konuyu yoksa bölümü övmeye başlayamayacağım. Acayip doluyum Clara konusunda.

Bill’e, bizim kalpten seven, kantinci kızımıza, yeni companionımıza gelelim. Sözü uzatmadan şunu söyleyeyim ben kendisini şu anlık acayip sevdim diyebilirim. Kendisini yukarıda yaptığım companion tanımına tam olarak yedirebileceğim birisi olarak görüyorum. Bölüm boyunca ne kendisinden büyük işlere karıştı ne de seyirciyi dumur ettirecek, seyirciye “Ne yapıyor bu be?” dedirtecek en ufak bir harekette bulundu. Umarım bozmaz ve bu şekilde kendisini sevmeye devam ederiz. Bölüm zaten kendisini bize sevdirmek ve companion titrini kendisine devretmek amacı üzerine kuruluydu, bunu da başardı gibi.

Bölümün ilk dakikalarında direkt olarak yeni companionımız Bill’i ve sezonun çakma companionı Nardole’ü görerek bölüme ve sezona başlıyoruz. Ardından The Doctor’ı yine bir sezon açılışını yine gitar şovuyla yaptığını görüyoruz. Ve tabii ki The Doctor’ımızın biricik aşkı River Song’un ve hem ilk companionı hem de torunu olan ismini bu yazıyı yazarken unuttuğum ablamızın resmini The Doctor’ımızın masasında görüyor, minicik geek kalplerimizi çıktıkları yerlerine geri sokmaya çalışıyoruz. Ardından bize Bill’i tanıtmayı amaçlayan konuya, bölümün ana konusuna geri dönüyoruz!geekstra_doctor who s10Bölümün konusu hakkında pek konuşmak istemiyorum. Ortalama bir Doctor Who hikayesine sahipti. Ancak Clara gibi bir el freninin olmayışı The Doctor’ın ne kadar zeki ve önemli birisi olduğunu tekrar seyircilere hatırlattı. Sadece ufak bir teorim var onu dillendireyim. Sezonun sonunda Bill aramızdan ayrılırken kendisini Heather’ın yanına yollayabiliriz. Yazmıştı dersiniz artık!

Gelelim işin en civcivli kısımlarına! The Doctor’ın üniversitede öğretim görevlisi olmasını başta sorguluyorduk. Onun da boş çıkmaması güzel olmuş. Sezonun ana konusu olacağı konusunda sanırım hem fikir olduğumuz kutunun ne çıkacağını da artık zaman gösterecek. Benim naçizane tahminim The Doctor’ın rejenere olmasında doğrudan etkisi olacağı yönünde. Ayrıca The Doctor’ı üzgün ve bir o kadar da yorgun olarak göreceğimizin gözlerimizin önüne serildiği sahneler acaba sezonun duygusal tonunun yüksek olacağına yönelik işaretler mi diye sorgulamadan edemiyoruz. Ha bu arada Capaldi de gidiyordu değil mi ya?

Neyse bölümün bir iki detayına hafifçe değinerek yazımı noktalamak istiyorum.

  • Capaldi’nin resimlerle konuştuğu sahneler çok iyi yazılmıştı.
  • The Doctor’ın Bill’ın hafızasını silmek istediği kısımlarda Donna’nın bir aklımıza gelmesi duygusal anlara neden oldu şahsımda.
  • The Doctor’ın her fırsatta TARDIS’in açılımını söylemesi çok güzeldi.
  • Bill “İçi dışından büyük” dediği anda, Nardole’ün tepkisi muazzamdı!
  • Exterminate!

Yazan: ModernMyth


Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu
Devamını oku:
geekstra_slingshot
Slingshot: Agents of Shield’ın Mini Dijital Serisi

Marvel’s Agents of Shield’ın 6 bölümlük mini bir dijital serisi olduğunu biliyor muydunuz? Ben de...

geekstra_twin Peaks ashley judd
Ashley Judd Twin Peaks Kadrosunda!

David Lynch ve Mark Frost’un yeniden ekranlara dönecek Twin Peaks dizisine bir yeni isim daha...

Kapat