Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[İnceleme – Spoiler’sız] It: O’nu Bir Tanısan Seversin Aslında

1e45555a0c82ebcf5633a4239a27cf2b

Finn Wolfhard’un ana karakterlerden birisini canlandırdığı, 1980’lerde küçük bir Amerikan kasabasında, zorbaların uğraşmaktan haz duyduğu, küçük bisikletleri ile etrafta dolaşan, görece ezik orta okullu birkaç oğlan ve normalden kısa saçlı bir de kızın bu kasabada baş gösteren esrarengiz ve fantastik olaylar karşısında yaşadığı gerilim dolu macerayı konu alan Stranger Things’in ikinci sezonunu bu sonbaharın ilerleyen günlerinde izleyeceğiz. Heyecanla bekliyoruz.

Burası ise geçen gün basın gösteriminde izlediğimiz bir Stephen King uyarlaması ve iki bölümlük bir televizyon mini serisinin remake’i olan It filmi hakkında fikirlerimizi paylaşacağımız sayfa.

asdasd

İroninin dozunu biraz düşürüp incelemeye başlamak ve hatta bodoslama girmek gerekirse; kitabı okumamış ve de Tim Curry’li versiyonu izlememiş birisi olarak It’in görsel olarak etkileyici, yer yer klişe, yeteri kadar başarılı olabilen standart üstü bir drama-korku filmi olduğunu düşünüyorum. Yabancı kaynaklı haber ve incelemelerde rastlamış olabileceğiniz o harika eleştirilerin ve abartılı yorumların(Son 10 yılda çıkmış en iyi korku filmi!) insanları gereksiz bir beklentiye sokabileceğini ve durumun tam olarak öyle olmadığını da söylemek isterim. Yani, en azından bana kalırsa o kadar özel, devrimsel bir tarafı yok. Hype treninin camından sarkmayın. Ya da sarkın, ne bileyim.

Detaylara öncelikle filmin üzerine kurulduğu ana kötüden başlamak gerekiyor. YETİŞKİNLİK. Gerçekten. Son zamanlarda yetişkinlik ve ebeveynliğin bu denli tek taraflı temsil edildiği bir yapım görmemiştim sanırım. Toplam üç cümleden fazla diyaloğu olan 18 yaşından büyük her karakter başka bir filmin ana kötüsü olabilirmiş. Bu ele alış da aslında filmin takdir ettiğim taraflarından birisi. Başta bahsettiğim Stranger Things karşılaştırmasına en iyi karşı argüman bu durum getirilebilir.

asdasasdsds

Filmin yüzü, sevimli palyaçomuz Pennywise taraflarında ise Bill Skarsgård’ın gayet iyi bir performans sergilediğini söyleyebilirim. Zaten filmin en olumlu yanının oyuncu kadrosu ve karakterler olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Ana karakterleri canlandıran çocuk oyuncular görece kısıtlı ekran süreleri olsa da Stranger Things ekibini aratmayan bir iş çıkarmışlar ortaya bana kalırsa.

Olumsuz taraflara geçmeden önce hakkını teslim etmek istediğim iki nokta daha var. İlki, korku ve özel efekt ağırlıklı filmlerin kolaya kaçmak için yaptığı bir seçim olan karanlık set/çevre/ortam kullanımı. Filmin gerçekten büyük bir bölümü fazla karanlık olmayan, ekrandaki hareketliliğin net olarak görülebildiği sahnelere sahip. Diğeri ise mizah kullanımı. Hiç beklemediğim kadar güldüğüm bir film oldu It. Bu durumun da rahatsız edecek kadar fazla olmadığını söyleyebilirim. Gerilim-mizah dengesi fena kurulmamış.

asdasd

Filmde beni rahatsız eden iki, tam olarak tatmin etmeyen ise bir şey var. İlki, yer yer çok fazla irite edici müzik kullanımı. Korku filmlerinin en ucuz numarasıdır gerilimi karakterler ve durumla değil, müziğe sonuna kadar abanıp verme eğilimi. Daha neredeyse sahne başlamadan koyulan abartılı müziklerin, dikkati sahneden müziğe kaydırıp gerilim etkisini kaybettirdiğini düşünüyorum. Müzik de filmin akışına uymalı. 5 dakikada bir doruğa ulaşılınca bir süre sonra rahatsız etmekten başka bir etkisi kalmıyor film müziğinin. İkinci olarak, “neden?” sorusu eksikliği. Filmin bazı önemli noktalarda “neden?” sorusuna cevap verme gereği duymaması bana zayıf geldi açıkçası. Bu da günümüz film serilerinin yaşadığı ve artık normal hale gelen en büyük handikap bana kalırsa. Nasıl olsa daha ekmek yenilecebilecek devam filmleri var. Tatmin edicilikten uzak kısım ise filmin sonu. Bu biraz spoiler’a girebileceği için burada bırakıyorum.

Sonuç olarak It, içinden işe yarar bir şeyler bulmayı umduğumuz bu remake-yeniden yapım samanlığında göze en çok çarpan iğnelerden birisi olmayı başarıyor fakat ucunun derin bir iz bırakacak kadar sivri olduğunu söylemek de zor.

6.9 / 10

 

Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza bekleriz.


Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Menu
Devamını oku:
1984 --- Harold Ramis, Ernie Hudson, Bill Murray and Dan Aykroyd in the movie Ghostbusters. --- Image by © CinemaPhoto/Corbis
En İyi 10 Film İçi Reklam

Empire dergisi " En iyi 10 film içi reklam " adında ilginç bir liste yapmış....

bat-x-wing
BAT/X-WING

Bunları her gördüğümde gidip bir Lego mağazasını hortumlayasım geliyor. Kevin Ryhal yani M<0><0>DSWIM Lego ile yaratıcılığını konuşturanlardan....

Kapat