Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[Infinity War] Sonun Başlangıcını Tüm Yönleriyle Ele Alıyoruz – Bölüm 2: Devir Teslim

Marvel Sinematik Evreni bir dönemin sonuna geliyor. Bu 10 yıllık dönemin sonunun başlangıcına da ilk adım Avengers: Infinity War ile atıldı. Günlerin sayıldığı bir bekleme sürecinin ardından film rekorlar kırarak vizyona girdi. Gişe başarısının yanı sıra içeriği ile de akıllarda yer etti. Film izleyenleri şaşırttı, ağlattı, düşündürdü, sinir etti, yordu, kızdırdı, güldürdü. Pozitif veya negatif, verebileceği çoğu duyguyu yaşattı. Kısacası Infinity War, dolu dolu bir filmdi. Dolu dolu bir olaydı. Ve bu dolu doluluğun hakkını tek bir yazıda vermektense; hem filmin içeriğinin, hem de ne ifade ettiğinin ele alındığı bir yazı dizisi gerekli diye düşünüyorum. Serinin bu ikinci ayağında da, filmin açılışından ve veda edilen bir karakterden bahsetmek istiyorum.

Sinematik evrenin patronu Kevin Feige’nin, Infinity War’un daha önceki filmlerden oldukça farklı bir başlangıcı olduğunu, daha ilk dakikalardan Thanos’un tehditkarlığına ve yapabileceklerine tanık olacağımızı söylediğini hatırlıyorum. Film gerçekten de bu açıklamaya paralel başlıyor. Marvel Studios intro’su müziksiz bir şekilde ilerlerken, bir yardım çağrısı eşlik ediyor bu açılışa. Ragnarok’u atlatmış Asgard halkını Dünya’ya götürmek üzere yola çıkan Revengers ekibinin, Thanos ve çocuklarıyla karşılaştığını ve büyük olasılıkla Mad Titan’ın gazabını tadacaklarını biliyorduk. Film de bu karşılaşmanın sonucu ile başlıyor.

Öncelikle bu sahnenin çoğu yönden oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyim. Gerek diyalog, gerekse oyunculuklar bu çaresiz anın hakkını sonuna kadar veriyor. Özellikle Ebony Maw’un ürpertici vaizi ve Thanos’un kendinden emin tiradı, durumun gerilimini arşa çıkarıyor bu kısımlarda.

Thanos, perişan haldeki Thor’un kafasını elinin içine alırken dikkati en çok çeken şeylerden birisi tabii ki de malum eldivenden gelen ufak mor ışık. Anlıyoruz ki Thanos çoktan Xandar’daki güç taşını ele geçirmiş ve Asgard’lılar ile olan karşılaşmasını kazanmış. Infinity War’un aldığı en radikal kararlardan bazıları da burada kendisini belli ediyor. Bu radikal kararlar ortak bir paydaya da sahip. Infinity War daha en başından, sinematik evrendeki iki filmin(Guardians of the Galaxy ve Thor: Ragnarok) ana zaferlerinin üzerini acımadan çiziyor.

Xandar ve güç taşı tercihi anlaşılabilir. Filmde hali hazırda ele alınması gereken beş farklı MacGuffin, birkaç düzine karakter ve daha önce neredeyse hiç üzerinde durulmamış bir kötü adam var. Bazı eylemlerin perde dışı gerçekleşmesi kaçınılmaz. Ayrıca Xandar savaşının bu filmdeki eksikliği, ileride bir flashback anına da zemin hazırlayabilir. Mesela olası bir Nova filmi, bu anları çok daha güçlü bir şekilde yansıtabilir. Bu yüzden bu konuda herhangi bir rahatsızlığım yok.

Fakat ikinci tercih bana kalırsa biraz daha fazla üzerinde durulmayı gerektiriyor. Thanos, bu filmin başlangıcında çoktan Asgard gemisine yaptığı çıkarmanın zaferini ilan etmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Benim burada kafama tam olarak yatmayan bazı şeyler var açıkçası.

Ragnarok’un sonunda Thor’un güçlerinin tam potansiyeli ile açığa çıktığını, kendisinin çekicinden yoksun bir şekilde bile God of Thunder adına yakışır bir seviyeye geldiğini görmüştük. Thanos’un, bizim en son o haliyle hatırladığımız Thor’u nasıl böylesine acınası bir hale getirdiğini görmeyi isterdim açıkçası. Hatta sinematik evren içi devamlılık açısından, gerekli bile denebilir aslında bu.

Thor’un güçleri konusunda bir bilinmezlik doğuruyor çünkü bu durum. Ragnarok’ta, karakterin gücünü tıpkı kız kardeşi Hela gibi Asgard’dan aldığını öğrenmiştik. Fakat Asgard yok olduğunda Thor’un da güçlerini kaybedip kaybetmediğini bilmiyoruz. Eğer kaybettiyse bu, Thanos’a nasıl izleyiciye göstermeye bile gerek duyulmayacak kadar kolay kaybettiğini açıklayabilir. Fakat filmin ilerleyen kısımlarında Thor’un yeni silahına kavuştuğunda güçlerinin hala kendisinde olduğunu da biliyoruz. Burada bir muamma var bana kalırsa. Eğer Thor gücünün büyük bir kısmını kaybettiyse yeni bir silaha kavuşması, gücünü tam olarak nasıl geri getiriyor? Eğer Thor gücünü kaybetmediyse, Thanos’a karşı nasıl o kadar aciz kalıyor?

Bu durumu açığa kavuşturmanın bir yolu Thor ve Thanos arasındaki karşılaşmayı göstermeleriydi, fakat bunu tercih etmediler. Bunun illa ki ilk sahnede gösterilmesi de gerekmiyordu aslında bana kalırsa. Thor daha sonra Guardians ekibine başına gelenleri anlatırken ufak bir voiceover’lı flashback sahnesi de bu sorulara cevap verebilirdi rahatlıkla. Bu anlar sadece Thor’un değil, bir başka karakterin de gizemini açığa çıkarabilirdi. Hulk’ın neden gemide bütün bunlar gerçekleşirken arka planda, bir kenarda bekleyip, son anda ortaya çıktığının gizemini.

Fakat gizem veya değil, bu ortaya çıkışın çok hoş bir an ile gerçekleştiğini de inkar edemem. Filmin ana teması olan fedakarlığa uygun bir şekilde davranıp, kardeşinin hayatına karşılık Tesseract a.k.a. Uzay Taşı’nı Thanos’a verdiğini sandığımız anda Loki’nin, tıpkı ilk Avengers filminde Tony Stark’ın kendisine karşı kullandığı gibi “We have a Hulk.” demesi ve yeşil devin kendisini göstermesi paha biçilemez sanırım. Her ne kadar bu anın yarattığı sevinç pek uzun süremese de.

Thanos, Hulk’ı 10 hamlede nakavt etti ciddi ciddi. Ve bunu sadece saf güç ile de değil, seriliği ve dövüş tekniği ile gerçekleştirdi. Baya temiz dövdü yani. Hatta o kadar temiz dövdü ki, Hulk’ı hayata küstürdü. Neyse, Hulk da yatsın kalksın Heimdall’ın kara büyüsüne şükretsin. Küsebilmek için hayatta olmak gerekiyor sonuçta. (R.I.P. Heimdall)

Heimdall’ın ölümü sadece karakterin değil, bazı Ruh Taşı teorilerinin de üzerini çizmiş oldu. Fakat bu anlarda üzeri çizilen tek kişi de kendisi olmadı. Ki o ölümün bu sahnede yaşanabilecek tek ölüm olmadığını da bekliyordu çoğu kişi. Beklenen de oldu. Thanos, hali hazırda ilk Avengers filminde yancısının verdiği sözü yerine getirip, kendisini zamanında başarısızlığa uğratan Loki’nin canını kendi elleriyle aldı. Bunu da akıllarda soru işaretlerine yer bırakmadan gerçekleştirdi: “No resurrections this time.”

Bu beklenmedik derecede sert anların, karşılıklı oyunculuk ve diyalog açısından kusursuza yakın işlendiğini düşünüyorum. Loki’nin Thanos karşısındaki çaresizce çırpınışları, bu iki karakter arasındaki devir teslimin, sinematik evrende artık yeni bir nihai “villain” olduğunun kuvvetli bir göstergesi gibiydi de aynı zamanda.

“You’ll never be a god.”

Fakat işte keşke Loki tinerci gibi elinin altına bıçak almak yerine, daha kurnazca bir şey yaptığı halde Thanos tarafından yakalansaydı diye de düşünmüyor değilim. Hem karakterin adına daha yakışır bir son, hem de Thanos’un tehditkarlığının bir tık daha yukarı taşındığı bir an olmaz mıydı böylece?

Devir teslim demiştim. Tom Hiddleston’ı, Loki karakteri ile ilk kez gördüğümüz filmden bu yana 7 yıl geçti. Karakter, Marvel Sinematik Evreni’nin tartışmasız en popüler ve başarılı “villain”ı rolünü o süre zarfından beri üstleniyordu. Fakat ünlü bir düşünürün dediği gibi; dread it, run from it, değişim kaçınılmaz. MCU’nun 10 yıl 19 filmlik sürecinin nihai zirvesinde spot ışıklarını karşılayacak, karanlık tarafı temsil edecek yeni bir yüze ihtiyacı vardı ve bu yeni ismin kendini tam anlamıyla göstermesinin de, filme de adını veren ekibin ilk kez bir araya gelmesine neden olmuş karakteri sinematik evrenden çıkararak yapmasından daha etkili bir yol olamazdı sanırım.

Bu sadece bir karakter değişimi değil, tavır değişimi de oldu aynı zamanda. Loki cazibesi, bilinmezliği ve kişisel sorunları ile tanınan bir karakterdi, bu sayede bu kadar popüler oldu. Thanos ise tehditkarlığı, kararlılığı ve tartışmalı fikirleri ile kendisini gösterdi bu filmde. Bu farklılık, her ne kadar Loki gibi sevilen bir karakteri bir daha göremeyeceğimiz anlamına gelse de, MCU’nun kesinlikle ihtiyacı olan bir değişimdi açıkçası. Nihayetinde Loki, görevini yerine getirdi.

Asgard Prensi, Odin oğlu, Jotunheim’ın meşru kralı ve Fesatlık Tanrısı’nın anısına…

 

Aşağıdaki yorum kutusunda düşüncelerinizi paylaşabilir, Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza katılabilir, bizi FacebookTwitter ve Instagram adreslerimizden de takip edebilirsiniz.


Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading...
Devamını oku:
Vixen Arrow’a Geliyor

Aranızda CW Seed için yapılan Vixen animasyonunu izleyen var mı? Açıkçası benim çok ilgimi çeken...

SKYFALL UK POSTERİ!

Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı (bunu bir cümle içinde kullanmayı hep çok istemişimdir)...

Kapat