Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[Infinity War’a Doğru] MCU Maratonu – Hafta XII: Ant-Man

Infinity War’a doğru geri sayım devam ederken(son 19 gün!), MCU filmleri maratonumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sırada, boyun değil işlevin öneminin altını çizen bir film var.

Ant-Man, MCU’nun en mütevazı filmi. Bu mütevazılığının, filmin tamamen yararına çalıştığını da söyleyebiliriz. Aile teması etrafında şekillenen eğlenceli bir aksiyon/soygun filmi olmayı hedeflemiş ve bu hedefini tutturmuş bir film. Fazlasında gözü yok. Bu da gayet makul bir standardı temsil etmesini sağlıyor sinematik evrende.

 

Film için yapılan en doğru tercihlerden birisi, Ant-Man olarak Scott Lang’in seçilmesi bana kalırsa. Bu tercih, hem daha kendine has bir ana karakterin ele alınmasına imkan vermiş, hem de Hank Pym üzerinden sinematik evrenin geçmişinin zenginleştirilmesi sağlanmış. Rolün kendisine dair, Paul Rudd ile ilgili şüphelerim de filmi izleyince kaybolmuştu. Kendisine yazılan bahtsız, hayatını pek rayına oturtamamış, sevecen fakat biraz sorumsuz baba karakterini iyi kurtardığını düşünüyorum. Karakterin bütün film boyunca ana amacının çocuğunun gözünde kendini ispatlamak olması da, pek tanık olmadığımız bir motivasyon olarak, hoşuma gidiyor.

Hank Pym’in sinematik evrene uyarlanış şekli de tam umduğum gibi. Açıkçası, çizgi romanlardaki kadar rahatsız bir karakter olmasını istemiyordum Pym’in, ki karakterin gençliğinde bu yönde bir kişiliğe sahip olduğu izlenimlerini de veriyor film. Dahiliğinin yanı sıra, öfkesi ve yaşının vermiş olduğu aksiliği, kısmen yetersizliği ve geçmişten kalan pişmanlıkları karaktere zenginlik katıyor. Michael Douglas da bu tarz bir Hank Pym için kusursuz. Filmin başında kendisini gençleştirme teknolojisi vasıtası ile görünce, “Aslında 80’lerde geçen bir Ant-Man & Wasp filmi yapsalar gözüm kapalı izlerim.” düşüncesi de oluşmadı değil. Olumlu anlamda diyorum, anladınız siz onu.

 

Hank Pym veya Scott Lang’in aksine, Hope’un göreve en meyilli, çoğu alanda en beceri sahibi kişi olması da filmin en çok takdir ettiğim yanlarından birisi açıkçası. Bu filmde bu yanı ile çok fazla göz önünde olma şansı yakalayamasa da, gelecekte bulunacağı filmlerinde Wasp’ı, belki Ant-Man’den bile daha etkili bir rolde görebilme ihtimali beni heyecanlandırıyor. Evangeline Lilly’nin de, bu filmde kendisine verilenler dahilinde fena bir iş çıkarmadığını düşünüyorum.

Karakterin bu filmde geri planda kalışının, aslında gelişiminde önemli bir rol oynadığı da gerçek. Özellikle de babası ile aralarındaki ilişkinin gelişiminde. Hank ile Hope arasındaki karmaşık baba kız ilişkisi, MCU’da pek fazla rastlamadığımız ilginç bir aile dinamiği oluşmasını sağlıyor. Evet, baba sorunları olan başka karakterler de var sinematik evrende. Fakat bu durumun güncel ve gelişime açık olarak işlenebildiği tek ilişki örneği bu bana kalırsa. Hope’un annesi Janet ile ilgili gerçeği öğrenme arzusu, Hank’in ondan saklama gereksinimi duyması; aralarındaki bu doğal soğukluk, inatlaşma ve kabullenme süreci de hikayeye iyi yedirilmiş. Sonuçta Ant-Man, günün sonunda babalar ve kızları üzerine kurulu bir film.

Ant-Man’in MCU için bir standart oluşturduğundan bahsetmiştim. Sanıyorum ki, filmin kötü adamı da bu standardın en bariz örneği. Darren Cross a.k.a. Yellowjacket, antagonist boşluğunu dolduran, kahramanı ve hikayeyi destekleyen, bunu yaparken rahatsız etmeyen fakat ek bir şey de sunmayan bir villain. Klasik MCU standardı, en azından bu nokta için. Aslında filmin bir yerinde, karakter ile Hank Pym arasında kurulan bir paralellik, bir derinlik adımı da söz konusu. Fakat üzerinde pek fazla durulmuyor, pek yer edici değil. En azından Cross için. Günün sonunda, kullan at bir karakter kendisi. Fakat Yellowjacket kostümünü de oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Hem işlevselliği, hem de görünüşü Ant-Man kostümünü aratmıyor açıkçası.

Bir de Luis var. Bu konuda biraz azınlıktayım galiba ama Luis’e karşı tam olarak pozitif bir tarafta değilim. Filmde büyük çoğunlukla mizah amacıyla var olan bir karakterin içinde bulunduğu durumların %30’una gülüp, geri kalanına tepki vermiyorsam kendisini yeteri kadar verimli bulmam zor sonuçta. Evet, karakterin bu film için doldurduğu bir rolü vardı. Fakat eğer bu tonda devam ettirmeyi düşünüyorlarsa, devam filmlerinde cameo’dan fazla bir rolü olması taraftarı değilim pek maalesef. Fakat bir yandan da kendisinin, MCU’nun 10 yılının anlatıldığı bir videonun anlatıcısı olmasını da istemiyor değilim.

Karakterler tabii ki etkili bir role sahip fakat bu filmin işlemesinde, macera ve aksiyon tarafı da büyük yer kaplıyor. Ant-Man çoğunlukla oldukça özgün bir aksiyon dinamiğine sahip. Boyut değişimi ve perspektif tezatlığı üzerine kurulu sekanslar gayet ilgi çekici. Kostüm keşfediş anları, karınca etkileşimleri, çanta içi kapışması, çocuk oyun odası savaşı gibi bir çok akılda yer edici sekansa sahip film. Bu anlar, dinamizmin yanı sıra görsel olarak da tatmin edici. Özellikle, şimdilik ufak bir süreliğine göz atılan kuantum diyarı.

Ant-Man’in özel efekt bakımından da kusursuza yakın bir film olduğunu düşünüyorum. Hatta bu konuda, yoğun efekt içerenler arasında en verimli çizgi roman filmi bile olabilir.

Film sade fakat yeterli bir hikaye sahip. Ki hedefi doğrultusunda olması gereken de bu aslında. Fakat benim asıl takdir ettiğim, hikayesinin, var olduğu evren ile ilişkisi. Ant-Man, kendi halinde var olabilen bir film. Fakat bulunduğu evren ile de gayet tadında bir etkileşime sahip olmayı başarabiliyor aynı zamanda. Avengers referansları veya Falcon karşılaşmasının ötesinde, özellikle geçmiş SHIELD bağlantıları ve Hank Pym’in bu doğrultusundaki görüşleri -Stark nefreti- hikayenin neden daha geniş çapta bir etkileşimden kaçındığını iyi açıklıyor.

NITPICK KÖŞESİ

Hikayenin sade ve yeterli olduğunu söyledim. Fakat bu demek değil ki, akla yatmayan veya üzerinde pek fazla durulmamış yanlara da sahip değil.

  • Red Skull’ın tesseract silahlarından sonra yapılmış en efektif silah olan, hedefini reçele çeviren silah fazla normal bir şekilde geçiştiriliyor filmde. O silaha bile milyarlar yatıracak kişiler vardır sanki. Hedefini neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir silah değil mi sonuçta bu? Öldürdüğün kişiyi, anında klozete atmanı sağlıyor, bir silah daha ne yapsın?
  • Scott Lang filmde harika bir hırsız olarak tanıtılıyor fakat karakterin resmi olarak işlediği tek suçu online finansal hırsızlık. Ev hırsızı olduğu kısımlarından bahsedilmiyor neredeyse hiç? Bu yeteneklerini nasıl geliştirdiği biraz muamma olarak kalıyor.
  • Son olarak, keşke Pym parçacıklarının nasıl çalıştığı konusuna hiç girmeselerdi bu filmde veya daha iyi bir mazeret bulsalardı. Atomlar arasındaki uzaklığı azaltması yeterli veya akla yatkın bir açıklama değil. Doctor Strange’in büyüleri daha ikna edici bu yönden. Mesela “Pym parçacıkları etki ettikleri maddeyi kuantum düzeyde değiştirip, belirli bir süre boyunca hacim ve kütleyi manipüle edebiliyor maddeden feragat etmeden. Ant-Man kostümü ise bu kütle manipülasyonunu istediği gibi kontrol edebilme, değiştirebilme yetisine sahip. Bu yüzden hem kurşun kadar etkili, hem de karınca kadar hafif olabiliyor.” gibi bir şey dense, daha idare eden bir açıklama olmuş olurdu.

Toparlayacak olursam; başarı hedeflerin hayata geçirilebilmesi ölçülür. Ant-Man de bu yönden oldukça başarılı bir film. MCU için son derece elverişli bir standart. Eğer bir sinematik evren, devamlılığı kendine hedef koyuyorsa, kesinlikle bu tarz filmleri de içinde barındırmalı, barındırabilmeli. Kendini tekrar izletebilme yetisi de oldukça yüksek bu filmi bu yüzden oldukça önemli buluyorum.

 

Ek Not:

-Film harika bir tema müziğine sahip.

-RIP Anthony

 

Siz ne düşünüyorsunuz? Boyu mu önemli işlevi mi? Sizin favori böceğiniz ne?

 

Aşağıdaki yorum kutusunda düşüncelerinizi paylaşabilir, Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza katılabilir, bizi FacebookTwitter ve Instagram adreslerimizden de takip edebilirsiniz.


Comments to [Infinity War’a Doğru] MCU Maratonu – Hafta XII: Ant-Man

  • Güzel inceleme olmuş, Edgar Wright olayı hakkında ne diyorsun peki? Yazık olmuş diye düşünüyorum ben adama o kadar yıldan sonra.Onun yaptığı bir Ant-Man filmi nasıl olurdu acaba kim bilir.

    Kağan Özçelik 9 Nisan 2018 21:23 Cevapla
  • Aynı filmin kendisi gibi akılda kalıcı bir yazı olmuş, tebrikler 🙂 Umarım Infinity War gelmeden bitirebilirsin maratonu.

    Merve Çulha 9 Nisan 2018 21:25 Cevapla

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading...
Devamını oku:
Ay Bir Pixel Büyüklüğünde Olsaydı…

Son zamanlarda benim ve biraz da Kafkaesk’in (belki de kalbim kırılmasın diye ilgi gösteriyormuş gibi...

İnanılmaz Örümcek Adam 2 Şimdi 3D Blu-ray ve DVD’de!

Şahsen Örümcek Adam'ı her zaman sevmişimdir. Lakin Sam Raimi'nin yönetmenliğini yaptığı o ilk seriyi hiç...

Kapat