Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[Infinity War] Sonun Başlangıcını Tüm Yönleriyle Ele Alıyoruz – Bölüm 1: Planlama

Marvel Sinematik Evreni bir dönemin sonuna geliyor. Bu 10 yıllık dönemin sonunun başlangıcına da ilk adım Avengers: Infinity War ile atıldı. Günlerin sayıldığı bir bekleme sürecinin ardından film rekorlar kırarak vizyona girdi, gişe başarısının yanı sıra içeriği ile de akıllarda yer etti. İzleyenleri şaşırttı, ağlattı, düşündürdü, sinir etti, yordu, kızdırdı, güldürdü. Pozitif veya negatif, verebileceği çoğu duyguyu yaşattı. Kısacası Infinity War, dolu dolu bir filmdi. Dolu dolu bir olaydı. Ve bu dolu doluluğun hakkını tek bir yazıda vermektense; hem filmin içeriğinin, hem de ne ifade ettiğinin ele alındığı bir yazı dizisi gerekli diye düşünüyorum. Serinin bu ilk ayağında da, Infinity War’u özel kılan en önemli yanlarından birinden, planlamadan bahsetmek istiyorum.

“MCU bir film serisi değil özünde, en azından klasik anlamda. Marvel Sinematik Evreni için sinema, uzun soluklu bir hikaye anlatma platformu.”

Geride bıraktığımız MCU maratonunun Civil War yazısından bu alıntı. Aynı yazıda Captain America: Civil War’un, sinematik evren içindeki uzun soluklu hikaye anlatımının nihai noktası olduğunu belirtmiştim. Avengers: Infinity War ise bu nihai noktayı çok daha farklı yerlere taşıdı. Civil War, film içi çatışmasını bulunduğu sinematik evrenin geçmişi ile besleyen bir filmdi. Infinity War ise var oluşunu tamamen bulunduğu sinematik evrene borçlu bir yapım. Birkaç örnekle belirtmek gerekirse:

  • Captain America: Civil War’da yaşanan çatışma, filmde karakterlerin ayrı kollardan hikayeye dahil olabilmesini sağladı.
  • GOTG filmlerinde tanıtılan karakterler, bu filmin ana dramatik odağını oluşturan dinamiklerin temelini oluşturdu.
  • Thor Ragnarok’un sonunda karşılaştığımız Asgard gemisi, filmin hikayesel bir başlangıç noktası oluşturabilmesini sağladı.
  • Black Panther’da tanıtılan ve dış dünyaya açılan Wakanda, bu filmin çoğu karakter adına mekansal zeminini oluşturdu ve hikayenin sonuçlanma noktasına ev sahipliği yaptı.

Ve bunlar sadece en belirgin bağlantılar. Infinity War özünde, 19 yıllık bir birikimin ödülü. Sinematik evrendeki neredeyse her filme karakterler, göndermeler, tematik ve hikayesel paralellikler ile bağlanıyor. Ama tek üretimi bu değil.

Evet, filmin kendisi bir ödül. Bulunduğu sinematik evreni takip edenleri başka hiçbir film serisinin yapamayacağı bir şekilde ödüllendiriyor. Var oluşunu zaten kendinden önce gelenlere borçlu. Fakat en önemlisi, ana odağı bu değil aslında. Başarılı olmasını da bu yaklaşım sağlıyor.

Film tek bir noktadan başlayıp, dallanıp budaklanıp, sonra tekrar tek bir noktada birleşiyor. Bu hiç de göründüğü kadar kolay bir olay akışı şablonu değil. Infinity War’un işlemesinin, başarılı bir şekilde var olabilmesinin ana sebebi bu. Elde bu kadar fazla popüler/sükse sahibi karakter varken, akla ilk gelen yapılıp hepsi bir araya toplanmıyor. Hikaye kimi dikte ediyorsa, bu süreçte öncelikli olarak o ön plana çıkıyor.

Bu yapının bu film için işleyebilmesini sağlayan en önemli öge de filmin odağındaki karakterinin aslında aynı zamanda filmin “kötü adamı” olması. Hikaye onun etrafında ilerliyor, olaylar onun eylemlerine göre şekilleniyor. Film onunla başlayıp, onunla bitiyor. Bu durum da kahramanların, yani bu filmdeki yardımcı karakterlerin hikayeye en fazla katkı sağlayacakları şekilde konumlandırılabilmesine imkan veriyor.

 

Hikaye karakter kullanımına dikte ediyor dedim, ama bu demek değil ki karakterler de sinematik evreni şekillendirmiyor. MCU sonuna kadar karakter odaklı bir evren. Roller süreç içerisinde dengeli bir şekilde dağıtıldığı için bu yapı devamlılık gösterebiliyor. Buna en uygun örnek de yönetmen ve yazar ekibinin son filmlerine bakılarak gösterilebilir sanırım.

Civil War, Steve Rogers, Bucky Barnes ve T’Challa’nın hikayesinin kritik bir parçasıydı. O filmin hikayesi, o karakterlerin gelişiminin bir parçası olabilmesi için şekillendi. Infinity War ise Thor, Guardians ekibi, Tony Stark ve Stephen Strange’in hikayelerinin kritik bir parçası oldu.

Dediğim gibi, karakterlerin süreç içerisinde bu şekilde dağıtılabilmesi, sinematik evreninin uzun soluklu hikaye anlatımı adına en büyük başarısı. Kabul etmek gerek, başlangıçtan bari denge bu denli titiz değildi. Fakat özellikle Phase 3’ten itibaren çekirdek ekibin(Kevin Feige, Russo’lar ve Markus&McFeely yazar ikilisi) istikrarlaşması ile birlikte bu konuda ustalık dönemine girdikleri ve daha önce sinemada eşi benzeri görülmemiş bir planlama başarısına imza attıkları da aşikar artık.

 

Yazı dizisinin bir sonraki ayağında filmin içeriğine daha detaylı bir giriş yapmayı ve veda edilen bir karakterin sinematik evrendeki rolü üzerinde durmayı umuyorum. Siz bu yazıda ele aldıklarımız hakkında ne düşünüyorsunuz? MCU’nun planlamasında takdir ettiğiniz ve eksik bulduğunuz şeyler ne?

 

Aşağıdaki yorum kutusunda düşüncelerinizi paylaşabilir, Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza katılabilir, bizi FacebookTwitter ve Instagram adreslerimizden de takip edebilirsiniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading...
Devamını oku:
Jon Favreau’nun Live Action Lion King Kadrosu Genişliyor

Disney’in klasik animasyon filmlerinin bir bir live action remakelerini izlediğimiz bu ilginç dejavu çağında bizleri...

Game of Thrones 7. Sezon Haberleri Derlemesi

Muhteşem bir 6. Sezonun ardından Game of Thrones ekibi yeni bir sezona hazırlanıyor. Game of...

Kapat