Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

[İnceleme] If I Stay (Eğer Yaşarsam)

Normalde incelemeleri Podcast halinde yaptığımızı biliyorsunuzdur. Diğer arkadaşlarımın yoğunluğu nedeniyle filme tek başıma gittim ve maalesef Podcast yerine benim bu abuk yazımla idare etmeniz gerekiyor.

“Young Adult” denen türü tam olarak anlayamıyorum. Sebebi artık ne “young” olmam ne de hala “adult” olmayı başarabilmiş olmam sanırım. Türü yakından bilmediğimden her ne kadar haksızlık etmemeye çalışsam da söylediğim her şey ön yargı ve atıp tutmaların dışına çıkmayacak gibi geliyor, mazur görün (fakat bunun benim atıp tutmama engel olduğu nerede görülmüş?…)

Ülkemizde 19 Eylül’de “Eğer Yaşarsam” adıyla gösterime girecek olan “If I Stay” filminin basın gösterimindeydim. Filmle ilgili pek bir ön bilgiye sahip değildim dolayısıyla ön yargım da yoktu. Ne bir “Young Adult” romanı uyarlaması olduğundan, ne de bir dram olduğundan haberim vardı. İtiraf etmeliyim ki filme gitme kararım tamamıyla son zamanlarda “sinemada film izleme” kavramına yeniden alışmış olmam (basın gösterimlerinde sessiz, filme odaklanmış bir grup insanla film izlemek hem de beleş izlemek ne kadar güzel bir şey anlatamam J) ve basın gösterimi davetiyesiyle gelen film posterinde Chloë Moretz’i görmüş olmamdan ötesine geçmiyordu.

Haliyle filmi beklentisiz ve amaçsız, yalnızca bugün sinemada film izleyecek olmanın verdiği küçük bir keyifle izlemeye daldım.

geekstra_if-i-stay_02

Önce filmin konusundan kısaca bahsedeyim. Liseli bir çellist olan Mia (Chloe) mutlu ve müzik dolu bir ailenin çocuğudur. Rocker olan anne ve babasından farklı olarak Mia’nın tutkusu klasik müziğedir. Kendi küçük dünyası ve çellosu ile muhafazakar fakat mutlu günler geçirirken, okulun en gözde rockerı ile beklenmedik bir ilişkiye başlar. Küçük dünyası giderek büyümektedir ve artan cesaretiyle daha fazla şey istemenin kötü bir şey olmadığını anlamaya başlar. Juilliard’a başvurur ve kabul edilme ihtimali arttıkça, istekler arttıkça tercihlerin de zorlaştığını anlamaya başlar. Müzik kariyeri ve rocker sevgilisi ile olan ilişkisi arasında bocalarken ailesiyle bir araba kazası geçirir. Mia kaza sonrasında kendisini bedeninin dışında bulur. Olan biten her şeyi görebilmekte fakat etki edememektedir. Bedeni ölümün eşiğindeyken ruhu yaşam ve ölüm arasında karar vermelidir.

Sanırım hikayeyle ve karakterle empati kurabilmem için 15 yaşında bir genç kız olmam gerekiyordu (ki bazen kendimi öyle hissetmiyor değilim…). İlk aşkı ve kariyeri arasında kalmanın zorluğunun bu kadar dramatize edilebileceğini hayal edemiyor olmam belki deneyim eksikliğim, belki gereğinden fazla olumsuz ve alaycı bir bakış açısına sahip olmam belki de gerçekten bu kadar büyütülecek bir şey olmadığından olabilir ama üzerimde oluşması istenen etkiyi yaratmadığı kesin. Hikayenin hayat ve ölüm gibi ağır bir konuyu dengeleyecek bir unsur olarak sunduğu bu “ilk aşk”ın yeterliliğini göremeyen bir ben miyim acaba?

Hikaye bir kenara, sanırım derdim biraz da anlatım şekli ile. Zaten hedef kitlenin ben olmadığım yeterince açık ve net. Yönetmen R.J. Cutler’ın atmosfer oluşturma konusunda başarılı olduğunu söyleyebilirim (en azından benim son birkaç gündür hissettiğim duygusal açlığıma oynamayı bildi) fakat anlatım bütünlüğünü koruyamadığını hissettim.

Hikayenin gerektirdiği “ideal” aile ortamı, ilk aşkın toz pembe hayalleri biraz iç gıcıklayıcı olsa da olması gerektiği gibi (işte burada benim 15 yaşındaki kız benliğim ortaya çıkıyor!) ve filmin en güzel şeyi Chloe’nin hafif utangaç bir şekilde gözleriyle gülümsemesi. Fakat dram unsurları devreye girdiğinde romantik ortamda oluşturulmuş olan karakterlerin devamlılığına zıt bir realist dramatizasyon çabasının olduğu hissini üstümden atamadım. Yönetmen, karakterleri gerçekliğe çekmeye çalışırken yarattığı fantezi dünyasını da beraberinde mi getirmeye çalışıyordu yoksa fantezi dünyasına gerçekçilik mi katmaya çalışıyordu?

Dramatik sahnelerde Mia’yı değil Chloe’yi görmeye başladım ve Chloe’nin bize anlatmaya çalıştığı durum ile ilgili hiçbir bilgisi ve deneyimi olmadığını hissettikçe filmin dışına atıldığımı hissettim. Mia karakteri o anda bir film karakteri olmaktan çıkıyor ve Chloe Moretz’in bürünmeye çalıştığı bir role indirgeniyor.

Filmin bana sattığı hayali, hayal olduğunu bildiğimden kabul edebilirken dramı ne gerçekçi ne de hayalin bütünlüğü içerisinde kabul edemiyor olmak belki benden kaynaklanıyor olabilir ama yönetmenden realizme yönelik hamleler görmüş olmam sanırım illüzyonu bozan ana sebepti.

Belki de Chloe’yi sadece belli başlı rollerde görmek istiyorum veya henüz bazı rollerde yetersiz buluyorum ama şunu söyleyebilirim ki filmi sinemada izlemiş olmanın her şeye rağmen büyük bir etkisi var. Açıkçası evde izlemiş olsam filmin yarısını “ileri” tuşuna basılı bir şekilde geçerdim ve her şeye rağmen hoşuma giden ve bu tarz filmlerin temel taşları olduğunu düşündüğüm küçük nüansları kaçırırdım.

Bu filmi sinemada izlemiş olmak, filmin izleyiciye kova ile boşalttığı duygusal manipülasyonlara maruz kalmak namına filmi biraz da izlenebilir kılmakla birlikte eksikliklerini kompanse ediyor. Film, bana Chloe’nin gülümsemeleriyle ilk yarısını izletti ve yan karakterlerin duygu sömürüsüyle ikinci yarısını atlattırdı.

Filmin anlatmaya çalıştığını empatiyle sindirdiğimi söyleyemeyeceğim, filmden tatmin olmuş bir şekilde ayrıldığımı da… Fakat Chloe Moretz’e doydum, bir iki sahnede duygusal deşarj yaşadım. Filmi izlemenizi tavsiye edemesem de illa izleyecekseniz sinemada izlemenizi öneririm. En azından filmin üzerinizde biraz daha fazla etki bırakması mümkün olur ve filmi en iyi haliyle izlemiş olursunuz.

Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza bekleriz.
TwitterYoutube ve Google + hesaplarımızdan da bizleri takip ediniz, Seviniz bizi!
Ayrıca Dükkanımız’a da bir göz atmayı unutmayın!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading...
Devamını oku:
[Fragman] Arrow 3. Sezon Teaser!

Arrow dizisi için heyecanlı mıyız? Ben heyecanlıyım doğrusu. Bu sezonda diziye eklenecek yeni karakterler, Roy...

ELDER SCROLLS ONLİNE BETA İÇİN KİM NE DEMİŞ?

Elder Scrolls oyunlarının takipçisi olanlarınızın bir çoğu gectiğimiz haftasonu gerçekleşen open betaya katılmıştır eminim. Ben...

Kapat