Çizgi Roman, Film-Dizi, Oyun, Etkinlik haberleri, Cosplay galerileri ve Podcast yayınları!

Suicide Squad Film Eleştirisi [SPOILER]

DCEU’ün 3. filmi olan Suicide Squad dün itibariyle vizyona girdi. Şahsen senenin Batman v Superman ve Rouge One’dan sonra en çok beklediğim filmiydi Suicide Squad ve sinemadan eğlenmiş bir şekilde ayrıldığımı söyleyebilirim. Temposu düşmeyen gayet akıcı ve izlemesi oldukça keyifli bir film olmuş.

Yazının bundan sonraki kısmı film ile ilgili spolier içerir.

ss-cast-poster1jpg-d494b6_765w

Film Batman v Superman’de yaşanan olaylardan sonrasını konu alıyor ve ”eğer bir gün yeni bir Superman ortaya çıkar ve bu kötü biri olursa ne yaparız?” sorusu etrafında şekillenen bir açılış sekansı ile başlıyor. Sonrasında teker teker Suicide Squad üyelerinin tanıtılmasını ve onların geçmişlerini izliyoruz. Hazırlık sürecini fazla uzatmayan film sonrasında bize hemen kötümüz Enchantress’i tanıtıyor. Filmin başında Amanda Waller’ın emrinde olan Enchantress’in erkek kardeşini serbest bırakıp onun yardımı ile kaçmayı başarması ile film aksiyona giriyor ve bu tempo genel itibari ile filmin sonuna kadar devam ediyor.

Hatırlarsanız Batman v Superman’nin en çok aldığı eleştirilerden bir filmin hazırlık safhasını çok uzun tutması ve temposunun düşük olması idi. Batman ve Superman film başladıktan yaklaşık iki saat sonra karşı karşıya geliyorlardı. Suicide Squad ise tam tersi şekilde kısa bir build up sekansından sonra bodoslama şekilde aksiyona dalıyor. Bunun artısı filmin  izleyiciyi sıkmadan kendini keyifle izletebilmesi olurken eksisi ise karakterleri yeterince anlatamaması oluyor.

Batman v Superman’in aldığı bir diğer eleştiri filmin tonunun çok karanlık olduğu ve eğlence unsuru içermediğiydi. Bu eleştiriler üzerine Suicide Suquad’ın ilk versiyonunu fazla karanlık bulan Warner Bros’un filmin büyük bir kısmını yeniden çektirdiği haberleri birkaç ay önce çıkmıştı. Yeni ve eski sahneler arasındaki ton farkı  (özellikle filmin açılış sekansı ile sonrası arasında) ciddi bir şekilde görünüyor. Adeta espiri yapa yapa ilerleyen film bir anda ciddi bir havaya bürünüyor. Sonra yeniden espiriler havalarda uçuşuyor ve yine bir anda ciddileşiyor. Ancak bu ton değişikliği filmin ilerleyen kısımlarına daha iyi yedirilmiş. O yüzden fazla rahatsız etmiyor. Hatta Avengers filmlerinde gördüğümüz ağır havayı espri ile hafifleten anlatımı seven izleyiciler bu ton değişikliğinden keyif alabilirler. Ancak DCEU filmlerinin karanlık tonunu seven biri olarak benim pek hoşuma gitmedi.

deadshot-and-harley-quinn-love-story

Ana karakterleri değerlendirmeye Deadshot ile başlamak istiyorum. Will Smith’in oynadığı Deadshot karakteri filmin yükünün çoğunluğunu omuzlarında taşıyor. Deadshot filmde Batman çizgi romanlarından alışık olduğumuz kötü adamdan çok farklı olarak her şeyi kızı için yapan bir baba olarak karşımıza çıkıyor. Hatta Deadshot’ın kızı ile olan hikayesinin filmin duygusal omurgasını oluşturduğunu söyleyebilirim. Bir kez daha kendisine en çok yakışan çaresiz baba rolünde (bkz: The Pursuit of Happyness) oynayan Will Smith’in oyunculuğunu beğendim. Filmin başındaki Deadshot tanıtımında Batman’i görmek ise gerçekten hoş bir süpriz oldu. Bu sahnenin haricinde bir de fragmanlarda gördüğümüz araba kovalamaca sahnesinde görünen Batman filmde çok kısa bir süre yer almasına rağmen bu sahneler kesinlikle filmin en iyi kısımlarındandı ve Batfleck bir kez daha hayal kırıklığı yaratmadı. Batman’in Deadshot’ın karşısına Crime Alley benzeri bir yerde çıkması da hoş bir ayrıntıydı.

Filmde ana hikaye olarak Suicide Squad’ın Enchantress’ı durdurmaya çalışmasını izlerken yan hikaye olarak da Joker’in Harley’i kurtarmaya çalışmasını seyrediyoruz. Bu anlatım tarzı ana hikayeye nefes aldırırken filmin izlenebilirliğini de arttırıyor. Margot Robbie, Harley Quinn rolünde gerçekten iyi bir iş çıkarmış. Filmdeki en beğendiğim karakter Harley Quinn diyebilirim. Filmde göründüğü her karede (Joker ile olanlar dahil) sahneyi çalan karakter olmuş Harley Quinn. Özellikle Joker’in helikopteri düştükten sonra üzülürken Deadshot’ı görünce bir anda modunu değiştirip üzüntüsünü sakladığı sahne filmde en beğendiğim Harley Quinn anı oldu. Ayrıca Harley Quinn karakteri filmin mizah yükünün çoğunu sırtlayan karakter olmuş. Bir de Alex Ross çizimi Joker ve Harley’in göründükleri sahneyi de çok beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim.

Jared Leto’nun Joker performansına ise net iyi veya kötü diye yorum yapmak istemiyorum. Çünkü filmde 30 dakika yer alması beklenen Leto’nun Joker’inin sahnelerinin çoğu kesilmiş ve ekran süresi sadece 8 dakika. Sahnelerinin tümünü izlemeden iyi veya kötü demenin haksızlık olacağı düşüncesindeyim. Ancak kısa bir değerlendirme yaparsam Leto’nun (özellikle ses tonu olarak) Mark Hamill’den etkilenmiş olduğunu söyleyebilirim. Özellikle helikopterden kahkahalar eşliğinde ateş açtığı sahnede bir an Batman the Animated Series izliyormuş gibi hissettim. Ancak karakterin yazılış şekli hiç hoşuma gitmedi. Dövmeler ve taktığı mücevherlere bir nebze de olsa tolerans gösterebilsem de striptiz kulübü işleten Joker kimin aklına geldi gerçekten merak ediyorum.

leto-joker

Amanda Waller karakterinin ise ekran süresi kararında. Ne çok geride kalan ne de çok öne çıkan dozunda  kullanılmış bir karakter olmuş. Bunda filmin build up kısmını bir an önce geçip aksiyona dalmak istemesinin payı olduğunu düşünüyorum. İyi de olmuş çünkü ekran süresi biraz daha artsa bence filmin temposunu düşürebilirdi. Karakteri oynayan Viola Davis gerçekten çok iyi bir performans göstermiş.

Yan karakterler olarak ise Rick Flag, El Diablo, Killer Croc, Captain Boomerang ve Katana’yı görüyoruz . Filmin diğer yan hikayelerinde Rick Flag ve Julien Moone ilişkisini ve El Diablo’nun geçmişi ile yüzleşmesini izliyoruz. Ve bu iki karakterin de hikayeleri filmin kritik yerlerinde önemli yer kaplıyor. Özellikle filmin sonuna doğru El Diablo’nun  kendini feda etmesi ile Rick Flag’in Enchantress’in kalbi ile olan imtihanı filmin gidişatını değiştiren etkenler. Killer Croc ise tadında kullanılmış ve filmin sonuna etki eden karakterlerden biri olmuş. Ancak Captain Boomerang ve Katana için aynı şeyleri söyleyemem. Boomerang’ın Flash cameosu dışında ne filmde bir yeri ne de hikayenin gidişatına katkısı var. Bu iki karakteri filmden çıkarsanız yokluğu hissedilir mi gerçekten bilmiyorum.

Yönetmene gelecek olursam, David Ayer daha önce Tranning Day ve Fury filmlerini izlediğim ve beğendiğim bir yönetmendi. Kendisinin bu film için ne kadar doğru bir seçim olduğu tartışılır ancak fena bir iş çıkarmadığını söyleyebilirim. Ancak aynı sözleri kalemi için söyleyemem. Çünkü senaryo bir DC filmi için çok zayıf duruyor. Diyaloglar zaman zaman iyiye gitse de filmin çoğu yerinde çok sığ. Tabii tüm bunlarda Warner Bros’un filmin yarısından fazlasını yeniden çektirmesinin de etkisi olsa gerek. Şahsen David Ayer’in orijinal Suicide Squad’ını görmeyi çok isterdim.

Müziklere gelirsek, parça seçimlerini çok beğendim. Özellikle filmin sonundaki Bohemian Raphsody’li sekans filmdeki favori anlarımdan biri oldu. Müziklerle ilgili esas beğendiğim nokta ise müzik kullanımın hikaye anlatımına yedirilmesi oldu. Zack Snyder’in Batman v Superman’de yaptığı görseller üzerinden hikaye anlatımı gibi David Ayer de hikayeyi müzikler üzerinden aktarmış ve bunu çok başarılı bir şekilde yapmış.

Filmde övebileceğim bir başka konu da DCEU’ün gelecekte çıkacak filmlerine referans vereceğim diye kendini paralamayıp eli yüzü düzgün kopuk olmayan bir hikaye anlatması oldu. Referans işini de DCEU’ün ilk after credits sahnesi ile gayet güzel yapmışlar.

suicide-squad-movie-harley-joker-robbie-leto

Filmin bana göre en büyük eksisi ise fragmanlarda gördüğümüz onlarca sahneyi filmde görememek oldu. Filmin şu hali ile hikayesinde bir boşluk görünmüyor ve yarım bir film hissiyatı vermiyor ancak özellikle Youtube’da kamera arkası görüntülerini bulabileceğiniz Harley Quinn’in Joker’i motorsiklet ile kovaladığı ve başına silah dayadığı sahne gibi pek çok Harley – Joker sahnesini  filmde görmek için sabırsızlanırken bunları izleyememek hayal kırıklığı oldu. Bu da filmin reklam kampanyasında vaat ettiği en büyük şeyi izleyiciye vermemesi anlamına geliyor. Tabii bu sahnelerin olası bir extended cut versiyonunda yer alacağını düşünüyorum.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, Suicide Squad fragmanlarda vaat ettiğini tam olarak veremeyen ancak yine de iki saatinizi keyifle geçireceğiniz ve paranızın hakkını veren bir film.

Puan: 7.5

Geekstra ailesiyle her konuda muhabbet için Facebook Grubumuza bekleriz.
TwitterYoutube ve Google + hesaplarımızdan da bizleri takip ediniz, Seviniz bizi! Bize destek olmak isterseniz, PATREON sayfamızdan bizlere destek olabilirsiniz.
Bu arada dost sitemiz Paralel Evren Çizgi Roman Dükkanına da göz atın


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Loading...
Devamını oku:
Geek Ganimeti Bölüm 2 Yayında!

Geek Ganimeti 2. bölüm yayında! Dolabımdan taşan figür, dvd, bluray ve daha nice ıvır zıvırı...

PİS PİS STAR WARS KOSTÜMLERİ

Costume Craze "ikinci deri" dedikleri, bu üste yapışan daracık pis pis kostümlerden satıyormuş. En leşleri...

Kapat